SEVGİ - SAYGI
 
 
 
Rehberlik dersimizde önce arkadaşımızın bize yapmasından hoşlanmayacağımız davranışlar üzerine sohbet ettik ve dramasını yaptık, daha sonra ise arkadaşlar arasındaki örnek davranışlar üzerine konuştuk ve bu davranışları dramatize ettik. Arkadaşlıkla ilgili düşüncelerimizi gözden geçirirken bir yandan da oldukça eğlendik.
 
Sevgi ve Hoşgörü Değeri : Kardeşlik Draması
Bu hafta öğrencilerimizle kardeşlik konusu üzerinde durduk. Kardeşimizle yaşayabileceğimiz problemler ve bunların çözüm yollarını konuştuk. Kardeşliğin dünyadaki en güzel hediyelerden biri olduğunun, ve kardeş sevgisinin öneminin altını çizdik. Sınıfta yapılan drama çalışmalarında çocuklar kardeşleriyle yaşadıkları bazı sorunları canlandırdılar, ve dramayı kardeşlerine olan sevgilerini göstererek sonlandırdılar. Kardeşlik konusu çerçevesinde işlediğimiz bir başka değer ise küçüklerimize karşı göstermemiz gereken hoşgörü değeri idi. Öğrencilerimiz neden küçük kardeşimize hoşgörü göstermemiz gerektiği konusunda çıkarımlarda bulundular, ve hoşgörüyle ilgili canlandırmalar yaptılar.
 
 
ÖZGÜVEN

 


 
Çocuğunuzun özgüvenini geliştirmek için bazı öneriler...
Çocukların, ideal olarak, içlerindeki maceraperest ruhu tatmin edebilecekleri, hiçbir kısıtlama olmadan araştırabilecekleri bir çevreye gereksinimleri vardır. Bugünkü koşullarda ortalama bir evde çocukların cesaretinin koşulsuz olarak kısıtlanacağı bir gerçek, ama çocukların merak duygusu ve özgüveninin gereksiz birtakım sınırlamalar nedeniyle engellenmesini de önlemeniz gerekir. Çocuğunuzun özgüvenini desteklemek için derlediğimiz önerilerden faydalanabilirsiniz.ÖZGÜVEN Bireyin sahip olduğu özgüvenin doğuştan mı geldiği yoksa sonradan mı kazanıldığı birçok bilimsel araştırmalara yön veren bir tartışma konusudur. Hepimiz belli kişilik özelliklerini geliştirmeye meğilli olarak dünyaya geliriz. «İçedönüklük» ve «dışadönüklük» de bu kişilik özelliği kategorilerinin arasında yer alır. Her ne kadar dışadönük çocukların özgüvenin daha yüksek olma olasılığı olsa da, «dışadönüklük» genlerinin bazı çocuklarda doğuştan var olması ileride tam anlamıyla özgüvenli olacaklarının garantisi değildir. Bunun yanında doğuştan içedönük ve sakin çocuklar özgüven sıkıntısı çeker diye birşey de yoktur. Her bebek doğduktan sonraki birkaç haftada isteklerini talep etme konusunda oldukça rahattır. Ancak keşke her çocuk 5 yaşına geldiğinde de aynı şeyleri söyleyebilseydik. Bireyin karakteri ve davranışlarının önemli bir kısmı doğuştan belirli olmasına karşın önemli bir bölümü de çevresel etkenlerle şekillenmektedir. Dolayısıyla özgüvenin edinilmesinde doğuştan getirdiğimiz özelliklerden ziyade özgüvenin sonradan nasıl kazanıldığı özellikle merak konusu olmaktadır. Çocukların, ideal olarak, içlerindeki maceraperest ruhu tatmin edebilecekleri, hiçbir kısıtlama olmadan araştırabilecekleri bir çevreye gereksinimleri vardır. Bugünkü koşullarda ortalama bir evde çocukların cesaretinin koşulsuz olarak kısıtlanacağı bir gerçek, ama çocukların merak duygusu ve özgüveninin gereksiz birtakım tehlike ve sınırlamalar nedeniyle engellenmesini de önlemeniz gerekir. Çocuğunuzun özgüvenini desteklemek için derlediğimiz önerilerden faydalanabilirsiniz. Çocuğunuzun benlik saygısı ve özgüvenini geliştirmek için bazı öneriler...  Çocuğunuzu «hayır, ona dokunma!», ya da «hayır, oraya gitme!» diye sürekli uyarmak hem sizi bitkin düşürür, hem de çocuğunuzun gereksiz biçimde korkak ve özgüvenin düşük olmasına neden olur. Çocuğunuzun evde bağımsız hareket edebilmesi için tehlike oluşturabilecek durumları önceden belirleyip evde birtakım düzenlemeler yapın.  Çocuğunuzun dokunmaması gereken çok hassas bir eşyayı onun uzanabileceği ya da çarpabileceği bir yere koyup, sonrasında dikkatli olmasıyla ilgili çocuğunuzu devamlı uyarmak hem sizi yorar hem de çocuğunuzu mutsuz eder. Elbetteki evde değerli eşyalarınız olacaktır ancak bunları mümkün olduğunca çocuğunuzun oyun alanı dışına yerleştirin.  Çocuğunuza özgürce oynayabileceği bir alan sağlayıp, evin salon gibi bazı kısımlarında ise kısıtlamalar getirebilirsiniz. Onlara ayırdığınız evin bahçe ya da diğer bölümünde istedikleri kadar gürültü yapmalarına ve çevreye zarar vermeden ortalığı dağıtmalarına izin vermelisiniz.  Çocuklarınızı cilalı masalara ya da değerli halılara zarar verebilecek dağınık ve gürültücü misafirler olarak görmeyin. Çocuğun özgüveni için evinde kendini rahat hissetmesi çok önemlidir.  Çocukların evlerinde kendilerini rahat hissetmelerini sağlamanın bir yolu, çevreleriyle ilgili birtakım kararlara katılmalarına olanak vermektir. Örneğin evin dekorasyonunda mümkün olduğunca onların da fikrini alın. Özgüvenlerine olan olumlu katkının yanı sıra bu durum, arkadaşlarını evine davet etmesine ve böylelikle, konukseverlik ve dostluk gibi birtakım dışadönüklük becerilerini geliştirmesine olanak verecektir.  Çocuğunuzun kendine ait özel bir odası ve eşyaları olsun. Elbette her çocuğun kendine ait bir odası olmayabilir, ama hiç değilse bir odanın bir bölümünün kendine ait olduğunu bilmesinin çok yararı vardır.  Çocuğunuza yaşına uygun sorumluluklar verin. Ailedeki roller ve belirlediğiniz sorumluluklar açık, net ve adil olsun. Çocuğunuzla etkin ve yeterli iletişim kurun.  Kurallarınız açık ve net olsun, ve bu kuralları çocuğunuzla beraber belirleyin. Böylece çocuğunuzu yapmasını istemediğiniz davranışlar konusunda devamlı uyarmanız gerekmez.  Dış dünyayla yeterince temasınız olsun. Çocuğunuz devamlı sizinle ve ev ortamında büyürse dış dünyayla iletişim kurmak konusunda çekingen olabilir.  Çocuğunuza kendisini sevmeyi öğretin. Bunu da öncelikle onu ne kadar sevdiğinizi söyleyerek ve ona hissettirerek yapmaya başlayın.  Onu neden sevdiğinizi açıklayın; onu koşulsuz sevdiğinizi vurgulayın. Çocuğunuzun yaşamınızdaki olumlu etkisini onunla paylaşın.  Kendisine dikkat etme ya da kendisini besleme konusunda onu teşvik edin, ancak bunu yaparken fazla korumacı olmayın.  Çocuklar bazen kendilerini güçsüz hisseder ve kendilerini aşağılar, küçük görürler, böyle zamanlarda çocuğunuza gereken desteği ve cesareti verin.  Bırakın güçlü hissettiği konularda ise çocuğunuz size yardım etsin. Yaptığı işe karışmayarak ona duyduğunuz güveni belli edin.  Haksızlıkla karşılaştığında onun tarafını tutun ve onu koruyun. Haklarını savunması için onu teşvik edin.  Öfkeli olduğunuz zamanlarda sözcüklerinizi çok dikkatli seçin, çocuğunuzun benlik saygısını zedeleyecek sözcükler kullanmamaya özen gösterin.  Onun kendisini tanımasına yardımcı olun. Duygularının farkına varmasına yardım edin.  Risk almasını teşvik ederek potansiyelini sınamasını sağlayın.  Gerektiğinde onu övün ve yaptığı işlerle ilgili olarak olunlu tepkiler verin. Eleştirileriniz ise dolaysız, dürüst ve açık olsun.  Çocuğunuza kendini değerlendirmeyi öğretin. Yapıcı bir şekilde eleştirmeyi ve eleştiriyi kabullenmeyi öğretin.  Çocuğunuza kendini ifade etmeyi ve isteklerini etkin bir biçimde dile getirmeyi öğretin. Bu konuda kendini geliştirirse toplum içerisinde kendine güveni daha fazla olur.  Ona gerektiğinde ödün vermenin normal olduğunu öğretin. Ancak elbetteki ne zaman ödün verilip ne zaman verilmeyeceğini açıklamanız gerekir.  Yapılan övgüleri kabullenmeyi ve gerektiğinde başkalarını övmeyi öğretin.  Çocuğunuzu inisiyatif kullanabilmesi için teşvik edin.  Problem çözme becerilerini geliştirmesine yardımcı olun, ona stratejiler öğretin, ve karşılaştığı bir problemi kendi başına çözebilmesi için ona izin ve zaman verin.

 

SORUMLULUK
 

 
ÇOCUĞUNUZUN ÖZGÜVENİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ÖNERİLER  

 

 

Çocuk gelişiminde sosyal-duygusal alandaki en önemli hedeflerden biri kendi ayakları üstünde durabilen, kendine güvenen bir birey olma yolundaki çocuğun kişilik gelişimini destekleyecek davranışların birer birer kazandırılmasıdır. Bu davranışlar arasında çocuğun sorumluluk bilinci edinmesi önem sırasında en ön sıralarda yer alır. Çocuğun kendi davranışlarının sorumluluğunu alması yetişkin olduğunda bir gün içerisinde öğrenebileceği birşey değildir. Çocuğun sorumluluk bilincini edinmesi ancak yaşamın ilk yıllarından itibaren atılan adımlar ile mümkündür. Tıpkı diğer sosyal beceriler gibi sorumluluk bilinci de önce aileden daha sonra sosyal çevresinden öğrenilir ve geliştirilir. Sorumluluk duygusu hem kişilik özelliklerinden etkilenen hem de sonradan kazanılabilen bir sosyal beceridir. Bazı çocuklar kişilik özellikleri nedeniyle sorumluluk almaya daha yatkın ya da istekli olabilirler. Dolayısıyla anne-baba aynı tutumları sergilerlerse de kardeşler birbirinden tamamen farklı sorumluluk bilinci geliştirebilirler. Ancak her ne kadar kişisel özelliklerinin sorumluluk duygusunun kazanılmasında etkisi olsa da sorumluluk bilinci büyük ölçüde öğrenilen bir beceridir. Çocuğun hayatındaki her beceriyi öğreten ve geliştirmesine yardım eden anne-baba, sorumluluk duygusunun gelişiminde de başrole sahiptir. Bu yüzden, sorumluluk duygusunu geliştirmek için anne-babanın çocuğun yaşına, cinsiyetine ve kişisel özelliklerine uygun görevleri çocuğun yapmasına fırsat vermesi, istenilen davranışlar için model oluşturması ve olumlu davranışları pekiştirmesi önem taşır. Sorumluluk duygusu neden önemlidir? Sorumluluk duygusu her ne kadar bir takım görevleri yerine getirmek için gerekli bir beceri gibi düşünülse de aslında bireyin kendi becerilerini geliştirmesi, davranışlarının sonucunun farkında olması ile ilgilidir. Sorumluluk duygusu ile özgüven gelişimi arasında oldukça güçlü bir ilişki vardır. Kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılama becerisini kazanan çocuğun ebeveynlerine veya diğer yetişkinlere duyduğu bağımlılık giderek azalır. Davranışlarının sonucunu yaşadıkça, gelişen becerilerini kullandıkça çocuğun kendine olan güveni artar. Becerilerini kullanması ve geliştirmesi için fırsat verilmeyen çocukların yeterlilik duygusu ve özgüven gelişimleri de sınırlı kalır. Sorumluk alma becerilerini ev ortamında geliştirme fırsatı bulamayan çocuklar okula zamanında ödevlerini ve eşyalarını sıklıkla unutan, çanta ve masalarını düzenlemekte zorlanan daha da önemlisi karşılaştıkları olaylar karşısında her zaman başkalarından yardım alma ihtiyacı duyan, bu nedenle kendilerine olan güvenleri tam olarak gelişmeyen bireyler haline gelebilirler. Sorumluluk bilincinde anne-babanın rolü Peki, çocuklara sorumluluğu ne zaman ve nasıl öğretmek gerekir? Aslında bu sorunun cevabı gelişim dönemlerinde gizlidir. Anne-baba olarak çocuğunuzun yapabileceği her şeyi kendi başına başarması için ona fırsat verin. Beceriler kullandıkça gelişirler. İlk adımlar zordur ama ne kadar heyecan verici olduğunu da unutmamak lazım. Çocuklar kendi başlarına ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini fark ettikçe kendilerine olan güvenleri artacaktır. Yemek yiyebilen bir çocuğa yemek yedirmeye devam etmek hem onun becerisinin gelişmesine hem de yeterlilik duygusuna zarar verebilir. Çünkü nasıl bizler bir işi başardığımızı görmekten zevk alırsak aynı keyif çocuklar için de geçerlidir. Anne baba olarak onların bu keyfi tatmalarına destek olmak önemlidir. Sorumlulukların kazanılmasında anne-babaya düşen bir diğer rol ise istenilen davranışları sergileyen bireyler olmalarıdır. Çocuklar çok iyi gözlem yeteneğine sahiptirler. Anne-babanın çocuklarına öğretmek istedikleri davranışlar için model oluşturması etkili bir yöntemdir. Eğer anne-baba günlük hayat ile ilgili sorumlulukları zorla, isteksizce gerçekleştiriyor ya da aksatıyorlarsa çocuk için de sorumluluklar kaçınılması gereken durumlar anlamına gelecektir. Çocuklar “yaşayarak-yaparak” öğrenirler. Bu nedenle sorumluluk duygusunun gelişmesinde en etkili yöntemlerden biri çocuğun davranışının sonucunu yaşamasına fırsat vermektir. Anne-babalar genellikle çocuklarını olumsuzluklardan koruma içgüdüsüyle hayatı çocuklar için kolaylaştırmaya çalışırlar. Tüm bunlar kısa vadede çocuğu olumsuz sonuçlardan korur gibi görünse de uzun vadede maalesef kişilik gelişimini, özgüven oluşumunu olumsuz olarak etkileme riskini taşırlar. Biri her gün sizin için işlerinizi yapsa siz işinizi yapmak için çaba gösterir miydiniz? Çocuklar da doğal olarak anne-baba tarafından desteklenen becerilerini geliştirmeye ihtiyaç duymazlar, daha doğrusu duymuyor gibi görünürler ama bir gün anne-baba desteğini azalttığında o zaman büyük zorluklar yaşarlar. Çünkü zamanın da gelişmeyen becerileri sonradan kazanmak için çok daha fazla emek harcamak gerekir. Korumacı tutum sergilemenin diğer ucunda ise çocuktan sorumluluklarını yerine getirirken “en iyi yapmasını” beklemek bulunur. Her yeni beceri başta acemice girişimlerle başlar. Bu nedenle çocukların sorumlulukları öğrenirken zamana ve anne-babanın sabrına ihtiyaçları vardır. Yemeğini kendi başına yemeğe başladığında döküp saçması normaldir ya da bardağı taşırken elinden düşürmesi. Bu tip durumlarda anne-babanın eleştirel davranması “bırak dökeceksin, sen yapamazsın” gibi geri bildirimler vermesi ya da daha hızlı sonuçlar istedikleri için kendilerinin yapmaları sorumlulukların kazanılmasını engelleyebilir. Yaşa uygun sorumluluklar nelerdir? Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, yapabileceği yaşına uygun sorumluluklar bulunabilir. Önemli olan çocuğun becerileri dâhilinde sorumlulukları ondan beklemektir.

3–4 Yaş: Bu yaş grubundaki çocuklar yeni kazandıkları becerilerini kullanarak her şeyi tek başlarına yapmak için oldukça isteklidirler. Zaman zaman bu istekleri önüne geçilemez inatçılık krizlerine neden olsa da anne-baba olarak hem becerilerin gelişmesine fırsat vermenin, hem de bazı temel sınırlamaların belirlemesinin gelişimleri üzerinde önemli etkisi vardır. Özgürlük ve kurallar arasındaki dengeyi kurmak anne-babayı bu dönemde bekleyen en zor görevdir. Becerilerin ve sorumluluk duygusunun gelişmesini desteklemek için anne-baba ve çocuğun birlikte keşfetmesi için fırsatlar yaratmak önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklar cırt cırtlı ayakkabı, çorap, eşofman gibi giyecekleri kendi başlarına giyebilir; çatal kaşık kullanmak için kas gelişimleri yeterli düzeye geldiğinden acemice de olsa çatal kaşık kullanabilir; basit ev işlerinde ebeveynlerine yardımcı olabilirler. Örneğin kendi oyuncaklarını sepetine yerleştirebir; diş fırçalamak, elini yüzünü yıkamak gibi özbakım becerilerini kendi başlarına yapabilirler. Tabi bu becerileri anne babayı birebir gözlemleyerek ve onların desteği ile deneyerek geliştireceklerdir. Bu alanların tümünde önemli olan çocuğun ileriki yaşlarda bu becerileri geliştirip kullanabilmesi için mümkün olduğunca fazla pratik yapmasına olanak vermektir. Yemeğini biraz dökerek yediği için annesi tarafından yedirilen bir çocuğun çatal kaşık kullanma becerileri, yemeği kendi başına yemeği denemesine fırsat verilen çocuğa göre daha yavaş gelişecektir. Bu yaşlarda çocuklar oldukça enerji dolu ve hareketlidirler. Anne-baba tarafından konulan sınırları test etmeye meraklıdırlar. Anne-baba olarak hem çocuğun enerji ve hareket ihtiyacını anlamak, hem belli sınırlar çizmek hem de kuralları test etme karşısında esneklik ve yaratıcılığı koruyabilmek önemlidir.

4–5 Yaş: Hem bilişsel hem fiziksel hem de sosyal becerilerin daha da gelişmesi ile sorumluluk kavramı bu yaş döneminden itibaren daha da önem kazanmaya başlar. 2-3 yaş döneminin inatçılıkları azaldığı, günlük hayat ile ilgili gözlemlerinin ve ilgilinin arttığı bu dönemde, çocuklar “iş yapmaktan” ve bunu göstermekten büyük bir keyif alırlar. Ev işlerinde anneye yardım etmek, tamirat işlerinde babaya çıraklık etmek gibi yetişkin hayatına yönelik işler çok ilgilerini çeker. Önceki yaş gruplarında gözlemlenen becerilerin yanı sıra bu yaştaki çocuklar eşyalarını toplayıp, ebeveynlerine toz almak gibi ufak tefek işlerde yardım edebilirler. Ayrıca çatal, kaşık ve bıçak kullanma becerileri tam olarak geliştiğinden sofra kurallarına uygun şekilde yemek yiyebilirler. Bu yaştaki çocuğunuzdan odasındaki oyuncakları toplamasını, kendi başına elini yüzünü yıkamasını, yemeğini yemesini, masa hazırlanırken bir şeyleri götürmesini bekleyebilirsiniz.

5–6 Yaş: Okul öncesi dönemden okul dönemine geçiş yapan bu yaş çocukları artık yavaş yavaş kendi ayakları üzerinde durmaya başlamışlardır. Bu yaştaki çocuklar kendi başlarına giyinip soyunabilirler. Belki hala bu becerileri anne babanın beklediği kadar çabuk değildir. Ama hızlanmaları için kendi başlarına giyinmeye devam etmeleri gerekir. Eğer anne baba sabredemeyip bu sefer de “ben giydireyim” derse o zaman bu becerinin gelişmesi gecikecektir. Ayrıca eğer bir yere geç kalınması söz konusu ise çocuğun hazırlaması için yeterli zaman verildikten sonra geç kalmanın sonucunu çocuğun yaşaması da sorumluluk duygusunun gelişmesi için önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklar kendi ile ilgili sorumlukların yanı sıra tüm aileyi ilgilendiren sorumlukları da yerine getirebilirler. Anne-babaya öneriler... Küçük Adımlar: Çocuk yetiştirirken anne-baba için en heyecanlı anlar çocuğun yeni beceriler edinmesi ve bunları göstermesidir. Çocuklar öğrendikleri her yeni beceri ile bireyselleşmek için bir adım atarlar. Büyümek, bir birey olarak yetişmek uzun bir yoldur ve anne-babanın rehberliğine her zaman ihtiyaç vardır. Nasıl çocuğun yeni öğrendiği davranışları bir kerede mükemmel olarak yapmasını beklemiyorsak sorumluluk bilinci için de bunu beklememek gerekir. Küçük yaştan itibaren sorumluluk bilincini geliştirmek için fırsatlar yaratmak, çocuğun acemice denemelerini sabır ve sevgi ile desteklemek önemlidir. İleride sorumluluk sahibi bir birey olması için çocuğunuzun 10 yaşına gelip sorumluluk almasını beklemeyin, sorumluluk yaşamın ilk yıllarından itibaren kazanılan ve küçük adımlarla geliştirilen bir beceridir. Olumlu geri bildirim: Her yeni davranışın öğrenilmesi ve tekrar edilmesi ve pekişip alışkanlık haline gelmesi için olumlu geri bildirime ihtiyaç vardır. Anne-babanın ilgi ve onayı istenilen davranışların öğrenilmesinde anahtardır. Çocuklar her zaman olumlu ilgiden destek almazlar bazen anne-babanın kızdığı onaylamadığı bir davranışı yaparak, olumsuz ilgi alarak istemeyen bir davranışı sergilerler. Çocuklara ne yapmamaları gerektiğini değil de, ne yapmaları gerektiğini söylemek burada önem kazanır. Olumsuzdan gitmek olumsuz davranışı istemeden pekiştirmeye neden olabilir. Oysa iyi, doğru ve gerekli olduğunu düşündüğümüz davranışları fark etmek ve enerjiyi bunları övmek için kullanmak daha verimli olacaktır. Çocuklar anne-babalarının ilgi ve onayını isterler. Olumlu davranışa odaklanmak, olumlu davranışla ilgili geri bildirimler vermek istenilen davranışı geliştirmenin en etkili yoludur. Eğer çocuğunuza kardeşini ağlattığında kızmak yerine onunla sakin bir şekilde oynadığı anda ilgi gösterirseniz istenilen davranışa ilgi göstermiş olursunuz. Bu tabi ki olumsuz davranışa izin vermek anlamına gelmemelidir. Sadece gelişmesini istediğimiz davranışı desteklemeniz, pekiştirmeniz gereklidir. Motive eden sorumluluklar: Çocuklara sorumlulukları öğretirken motivasyonu unutmamak gerekir. Yapması keyifli olan, sonucunda güzel ve övünülecek bir durum yaratan davranışlar ile ilgili sorumlulukları kazandırmak daha kolay olacaktır. Örneğin masayı kurmaya yardım etmek masayı temizlemeye ve kaldırmaya yardım etmekten daha eğlencelidir. Evdeki yardımcının rolü: Aile düzeni içinde ev işlerinde yardım eden kişilerin de çocukların sorumluluk duygusu kazanmasında etkisi vardır. Evde gündelik işleri ve temizliği yapan bir yardımcınız varsa bile çocuğunuzun kendi sorumlulukları olmasını sağlayın. Eğer her gün biri yatağını topluyorsa uzun yıllar yatağını toplamayı öğrenmeye gerek duymayacaktır. Yardımcının evdeki rolünü çocuğunuza iyice anlatın. Bu konuda sizin model olmanız önemlidir. Eğer size ait sorumluklar yardımcınız tarafından yapılıyorsa çocuğunuzda aynı imtiyazlara sahip olmak isteyecektir. Bütünü parçalara bölmek: Çocuğunuza öğretmek istediğiniz davranış ne olursa olsun mümkün olan en basit basamaktan başlayın. Bir yetişkin bile dağınık bir odaya girdiğinde nereden başlayacağını bilemeyip umutsuzluğa düşebilir. Eğer çocuğunuzun odasını toplamasını istiyorsanız öncellikle işleri basamaklandırın. Birinci basamak oyuncakları kutularına yerleştirmek, ikinci basamak kirli ve temiz çamaşırları ayırmak, kirlileri kirli sepetine, temizleri ait oldukları yerlere yerleştirmek olabilir. Seçme sansı vermek: Çocukların kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmalarını sağlarsanız verdikleri kararlar ile ilgili sorumluluk almalarına ve kendilerine olan güvenlerinin gelişmesine yardım edersiniz. Kendileri için uygun olanı seçme becerisini kazanmaları önemlidir. Ayrıca alternatifler arasında seçme şansları olduğunda alınan kararı benimseyip uygulama olasılıkları daha fazladır. Tabi ki seçim yapılacak alternatifler anne baba tarafından belirlenip sınırlandırılabilir. Her şeyin bir yeri olsun: Evdeki her eşyanın belli bir yeri olduğunu bilmek çocukların etrafı düzenli tutmasına yardımcı olabilir. Neyin nerde olduğunu bilmek çocuğa güç verir. Düzenli bir ev ortamı çocuğun düzenli olmayı öğrenmesinde etkilidir. Ancak daha da önemlisi bu düzenin sağlanmasında çocuğun da rolü olmalıdır. Kirlenen pantolonunu kirli sepetine atmak, okuduğu dergiyi gazeteliğe koymak, meyve suyu şişesini tekrar buzdolabına kaldırmak gibi günlük hayata dair işlerde çocukların da sorumlulukları olmalıdır. Bireysel sorumluluktan sosyal sorumluluğa: Çocuklarda sorumluluk bilicini geliştirmek için önce kendileri ile ilgili durumlardan yola çıkmak, daha sonra ailenin bir bireyi olarak aile ilgili sorumlulukları ve daha sonra da sosyal sorumlulukları öğretmek önemlidir. Aile içinde öğrenilen beceriler sosyal ilişkilerde de belirleyici rol oynar. Çocuklar arkadaşları ile uyum içinde oynamak, okul kurallarına uymak için gerekli alt becerileri evde aile ortamında öğrenirler. Anne-baba olarak çocuğa sorumluluk bilinci aşılarken aslında onu toplumsal hayata hazırladığımızı biliriz. Davranışların sonucunu kabul etmek, karşılaştığı sorunları tek başına çözebilmek, kendi duygu ve ihtiyaçlarını uygun şekilde ifade edebilmek aynı zamanda başkalarının hak ve duygularının da farkında olmak sağlıklı ve mutlu bir birey olarak toplumun bir parçası olmak için gerekli becerilerdir. Anne-baba olarak küçük yaştan itibaren ilk önce çocuğun kendi ile ilgili sorumlulukları (üstünü giyinmek, oyuncaklarını toplamak vb.) öğrenmesini desteklemek, sonra ev ile ilgili sorumlulukların (Pazar günü sabah kahvaltısına yardım etmek, masayı kurmak vb.) paylaşımını beklemek, ve sosyal sorumluluklar konusunda model olmak (ağaç dikmek, ihtiyacı olanlara yardım etmek, çöpleri yere atmamak vb.) sorumluluk bilinci kazandırmak için atılacak önemli adımlardır.